
Estragon Şapkasını Lucky’ninkinin Yerine Giyer ve Lucky’nin Şapkasını Vladimir’e Uzatır
Godot’yu Beklerken’den ilhamla, bekleyişin ve insanın varoluşsal çabasının iç içe geçmiş öyküleri.
İstanbul · 2014’ten beri
Edebiyattan sahneye uzanan özgün uyarlamalar. Beden, söz, müzik ve ritimle her oyunda yeniden kurulan bir dünya.
Prova sürüyor
Adını, dünyasını ve ilk gösterimlerini çok yakında paylaşacağız. Yeni tarihler açıklandığında tiyatrolar.com profilimizde de olacak.
Güncel takvimi takip et ↗Üniversite öğrencileri için
Üniversite öğrencisiysen başvuru formunu doldurabilirsin. Başvurular kontenjan dahilinde değerlendirilir; biletin kesinleştiğinde sana e-posta ile haber veririz.
Askıda bilete başvur ↗2014’ten bugüne sahneye taşıdığımız metinler, birlikte çalıştığımız insanlar ve biriken oyunlar.

Godot’yu Beklerken’den ilhamla, bekleyişin ve insanın varoluşsal çabasının iç içe geçmiş öyküleri.

J. D. Salinger’ın Franny ve Zooey öykülerinden esinle; aile, doğruluk ve birbirine ulaşma çabası üzerine.

Alfred Jarry’nin dünyaca ünlü oyunundan; gücün, açgözlülüğün ve her çağın Übü’lerinin kolektif bir yeniden yazımı.

Bertolt Brecht’in küçük burjuva düğününde, medeni görünen yüzeyin altındaki çatlaklar gece ilerledikçe açılır.

Jean-Luc Lagarce’ın metninde, bir dönüşün eşiğinde bekleyen kadınların zamanı, sessizliği ve sözü.

Ferit Edgü’nün romanından, sınırlar ve yalnızlık içinde insanın kendisiyle ve başkasıyla karşılaşması.

Knut Hamsun’un romanından; yazar olma arzusundaki genç bir adamın açlık, onur ve hayatta kalma yolculuğu.

Georges Perec’in metninden, ofis koridorlarında dönen komik ve çıkışsız bir karar ağacı; topluluğun ilk oyunu.
2014’ten beri
Sarı Sandalye, Galatasaray Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nda uzun yıllar birlikte çalışan bir grubun 2014’te kurduğu tiyatro topluluğu.
Bir oyuna başlarken elimizde çoğu zaman bir metin ve onun hakkında sormaktan vazgeçemediğimiz sorular oluyor. O metni okuyor, dağıtıyor, altını üstüne getiriyor; onunla başka hikâyeler anlatmanın yollarını arıyoruz.
Oyuncuların, müzisyenlerin ve tasarımcıların birlikte kurduğu süreçlerde her oyunun kendi dilini bulmaya çalışıyoruz. Bazen kayboluyor; oyunları, yöntemleri ve kendimizi yeniden buluyoruz.
Adımız, GSÜTT’nin her sezon başındaki Sarı Sandalye tanışma gününden geliyor. Hepimizin en az bir kez oturduğu o sandalye; bilinmeyene birlikte açılmanın, merakın ve ortak hafızamızın bir parçası.